“Ham Çelik Üretiminde İlk 10’dayız”

“Ham Çelik Üretiminde İlk 10’dayız”
ÇİB - Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Dalbeler, Türkiye’nin çelik üretimi ve ihracatında küresel gücü ve konumu hakkında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Dalbeler, 2018 yılında Turkiye’deki celik uretiminin yaklaşık 37 milyon ton, tuketimin ise 30 milyon ton olduğunu belirtti. Turkiye’nin, dunyanın en dunyanın en buyuk 8. ureticisi olduğunu vurgulayan CİB Yonetim Kurulu Uyesi Uğur Dalbeler, “Turkiye, kişi başına tuketimin dunya ortalamasına gore oldukca fazla olduğu bir tuketime sahip. İhracatta yaklaşık 6. ya da 7. sıradayız. 21,5 milyon tonluk bir ihracat gercekleştirdik ki bunun karşılığı da 15,5 milyar dolar oldu. Bu da buyukluk olarak Turkiye’nin 4. İhracat kalemidir. İthalatımız ise 16 milyon ton. Butun bunları toparlayacak olursak ulkemizi ilk 10 buyuk oyuncu icerisinde rahatlıkla niteleyebiliriz. Ama ilk beş buyuk oyuncu icerisinde olduğumuzu rahatlıkla soyleyebilirim” diye konuştu.

Daha sonra Turkiye’nin celik ihracatı ve ihrac ettiği sektorler hakkında bilgi veren Dalbeler, Turkiye’nin celik sektorundeki hikayesinin 1938’lere dayandığına dikkat cekti. Ardından şoyle konuştu; “Celikte biri yassı diğeri uzun dediğiniz iki kalem urun var. Uzun urunler genelde inşaat ve yatırıma yonelik kullanılan celiklerdir. Yassı dediğimiz ise genelde endustrinin ham madde ihtiyacını karşılama uzere uretilen celiklerdir. Bu urunler; otomotiv, beyaz eşya, makine imalat, gemi inşa vs. bircok onemli sektorde kullanılıyor. Turkiye’nin celik sektoru veya hikayesi 1938’lere kadar gidiyor. Turkiye’de ağırlıklı olarak uzun urun uretiyor. Bunun sebebi de celik cok ciddi bir sermaye gerektirdiği icin birikmesinin uzun yıllar almasıdır. Turkiye’nin ihrac ettiği urunun yuzde 50 hatta 55’i uzun urundur. Yuzde 50’ye yakını ise yassıdır. Bu oran gecmişte sanki 3/2’si uzun urun, 3/1’i yassı urun gibiydi. İthalat tarafına bakacak olursak da ağırlıklı olarak yassı celik ithal ediliyor. Turkiye’deki yeni yatırımın, kapasitenin artıyor ve uretimin artıyor olması ithalat oranlarını da geriletiyor. Aslında sanayinin ihtiyacı olan celiği uretmeye başlamış durumdayız. Bir taraftan da bu durum bir rekabeti meydana getirdiğinden dolayı yanı başımızda Rusya ve Ukrayna gibi celik sektorunde dunya devi iki ulke sebebiyle ithalat seviyelerinde yukselmeler olabiliyor.”

“Bugüne kadar bütün bu soruşturmalardan alnımızın akıyla çıktık”

Amerika ile Turkiye’nin celik sektorundeki gecmişinin 35 yıla dayandığının altını cizen CİB Yonetim Kurulu Uyesi Uğur Dalbeler, Turkiye’nin celiği ihrac ettiği ilk gunden bu yana ticari davalarla yuz yuze geldiğini soyledi. Dalbeler, “Amerika’daki ureticiler biraz daha hantal olduğu icin bizler gibi daha ufak marjlarda kar etmeyi goze alıp, daha verimli calışan sektorlere karşı rekabet gucunu zaman zaman yitiriyor. Bunu yitirdikce de kendilerini korumaya almak istiyor ve kendi otoritelerinde surekli bu yonde birtakım taleplerde bulunuyorlar. Maalesef biz de hemen hemen her sene birtakım soruşturmalara maruz kalıyoruz. Fakat bugune kadar butun bu soruşturmalardan alnımızın akıyla cıktık ve onlara damping yapmadığımızı, devlet tarafından herhangi bir desteğe sahip olmadığımızı kanıtladık. Nitekim Amerika bizim için çelik ihracatında Temmuz ayı itibariyle artık olmayan bir pazar konumuna düşmüştür. Amerika aslında Türkiye için yaklaşık yüzde 15’lik bir pazar büyüklüğe sahip ve Türkiye’nin çelik ihracatı açısından yüzde 15’lik bir oran ciddi bir kayıptır. Amerika’nın çelik sektörüne yönelik aldığı karardan sonra oraya ihracatımız tamamen bitti. Ayrıca bu karar o kadar ani bir hızla alındı ki, önce bir tweet atıldı ve akşamında bir başkanlık kararnamesi imzalandı daha sonra onu takip eden iş gününün sonunda da kararname yürürlüğe sokuldu. Türkiye gibi birçok üretici bu karara yolda gemileriyle yakalandı. Bunun Türkiye’ye bedeli, ilave olarak ihracatçının verdiği vergi yaklaşık 100 milyon TL’nin üzerine çıktı ve bunu ödemek zorunda kaldık.

“Hedefimiz çelik sektöründe yeni pazarlar”

Amerika gibi büyük bir ülkenin ya da pazarın böyle bir karar alması başka ülkelere de ilham oldu. Nitekim Kanadalılar da önlem almak istediler ve daha kötü bir önlem aldılar. Ardından Türkiye için o pazar da kapandı. Daha sonra Avrupa Birliği bu konuda daha insaflı davranarak son üç yıl ne kadar ithalat yaptıysanız bunun ortalamasıyla sınırlandıracağını söyledi. Bütün bunların sonucunda Avrupa, Amerika ve Kanada’da kaybettiğimiz pazarlar yüzde 35’lik bir oran ve bizim için büyük bir kayıp. Türk çelik sektörünün talihsizliği aynı anda iki şoku birden yaşamasıdır. Birincisi sektörün ihracat tarafı ki, yılın ilk 6 ayında büyüme gösterirken ikinci 6 ayından itibaren küçülmeye geçti. İkinci şok ise iç piyasada yaşadığımız daralmadır. Özellikle de inşaat sektöründe yaklaşık 10 milyon tonluk inşaat çeliği tüketimi vardı. 6 milyon tonu da ihracat dersek toplamda 16 milyon tonluk bir büyüklükten bahsediyoruz. Bu seneki beklentimiz bunun yarı yarıya düşeceği yönünde. Hesaplar maalesef sektörün yüzde 30-35’lik bir küçülmeye gittiğini gösteriyor. Bizim sıkıntımız ise burada başlıyor. Bu durumla ilgili B planı olarak alternatif pazarlar yaratmaya çalışıyoruz.

Türk çelik sektörü bu konuda kabiliyeti oldukça yüksek bir sektördür. Size son 30 yılda 30 tane kriz sayabilirim çünkü global bir sektörden bahsediyoruz. Biz 80’lerin sonunda ihracata başladığımız zaman bizim büyük pazarlarımız bugün hiç olmayan İran, Irak ve Çin’di. Çin bugün bizim en büyük rakibimiz konumunda. 1997 yılında kadar yüzde 65 Güney Doğu Asya ve Uzakdoğu’ya ihracat yapardık. Gelişmelere göre hep pozisyonumuzu doğru aldık. Ta ki Güney Doğu Asya kaplanları denilen ülkeler peş peşe sıkıntıya girinceye kadar. Daha sonra yüzümüzü Batı’ya çevirdik. Akdeniz Pazarı’nda her zaman aktiftik. Şu an tekrar eski ve yeni pazarlara girmeye çalışıyoruz.

“2019 yılıyla ilgili beklentiler pozitif”

Çelik sektöründe yüzde 2-3’lük bir büyüme beklendiğine ama Türkiye’nin Amerika başta olmak üzere dışlandığına ve iç pazarlarında daralma yaşadığına dikkat çeken Dalbeler, tüm bunların üst üste gelmesi Türkiye’deki sektörü zor durumda bıraktığını belirtti. Dalbeler, “İhracatta maalesef küçülmeler olacak. Geçen sene 21 milyon ton ihracat yapmıştık. Bu sene o rakam yaklaşık 15 - 16 ton’a kadar gerileyebilir. Çünkü ihracattaki en önemli husus global arenada rekabetçiliği koruyabilmektir. Çelik sektörü son 2 senedir büyüme gösteriyor ve şu anda da 2019 yılıyla ilgili beklentiler hep pozitif. Dünya Çelik Birliği’nin de öngörüleri bu yönde… Çelik sektöründe yaklaşık yüzde 2-3’lük bir büyüme bekleniyor. Ama Türkiye maalesef o global trendden biraz ayrı düşmüş vaziyette. Çünkü Amerika’da dışlandı ve iç piyasada bir daralma yaşadı. Bunların üst üste gelmesi sektörü maalesef durumda bırakıyor” ifadelerini kullandı.

“Türk çelik sektörü genç ve verimli bir sektör”

Yaşanan sıkıntılara nazaran Türk çelik sektörünün iyi bir performans sergilediğini dile getiren ÇİB Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Dalbeler, kapasitenin verimli şekilde kullanılması gerektiğine değindi. Dalbeler, “Çelik sektörü 2000 yılından bu yana sağlıklı bir büyüme trendi gösterdi. Birtakım sıkıntılıların yaşanmasına nazaran Türk çelik sektörü aslında iyi bir performans gösterdi. Ayrıca büyüme anlamında akla gelen 3 ülkeden de bir tanesidir. Gerçekten çok hızlı büyüdük. Maalesef geçen sene bu durum ikinci yarıdan sonra tersine dönmeye başladı. Yılı yüzde yarımlık bir küçülmeyle kapattık. Bu sene ise hesaplar yüzde 30-35’lik bir daralmaya doğru gittiğimizi gösteriyor.

Verimi artırabiliriz çünkü Türk çelik sektörü genç ve verimli bir sektördür. Teknolojik alt yapısı, birikimi ve knom - how’u son derece iyidir. Son dönemde tüm teknolojik olanaklar kullanılarak yaratılmış bir kapasiteye sahip fakat kapasiteyi maalesef kullanamıyor. Yatırımın olabilmesi için de büyümeyi gerçekleştirebiliyor olmanız gerekiyor. Çünkü bizim işlerimizde aslolan kapasiteyi ne kadar verimli kullanabildiğinizle alakalıdır. Bunun için de özellikle dünya arenasında rekabetçi olmanız gerekiyor. Bunlara ilaveten dünyada örneği olmayan bazı uygulamalar var. Örneğin, ithal ettiğimiz hammaddeye ödediğimiz çevre katkı fonu gibi. Bu da rekabetçi olmamız gereken bir dönemde ters etki yaratabiliyor” dedi ve sözlerini sonlandırdı.

Bu haber toplam 1069 defa okunmuştur
dergi isteği
katalog tasarlıyoruz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler