TÜRKİYE'DE YASSI MAMUL PASLANMAZ ÇELİK SEKTÖRÜNE BAKIŞ

21 Ocak 2014 Salı 16 : 27
Ufuk LEFLEF

Ufuk LEFLEF

Ufuk Leflef / PASDER Yönetim Kurulu Başkanı

2014 yılında ülkemiz ekonomi gündemini, son dönemlerde ihracattaki katma değer üretememeden kaynaklı yapısal sorunların varlığı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan cari açık meselesinin meşgul edeceği görülmekte olup, bu durumun da ekonominin ana sorunsalını oluşturacağı düşünülmektedir. 2013 yılının son aylarında belirginleşen ve 2014 yılında da devam edeceği düşünülen faiz, döviz, doğrudan ve/veya dolaylı yabancı sermaye cephesindeki artan kırılganlığın ekonomi yönetimi tarafından başta ihracat olmak üzere döviz kazandırıcı mal ve hizmet üretim ve ticaretinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir model ve bütünlük içinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu itibarla, ihraç ürünlerimizdeki katma değeri arttırmanın yol ve yöntemlerini mutlaka daha özenli bir şekilde irdelememiz ve başta girdi maliyetlerimiz olmak üzere rekabeti kalıcı ve sürekli kılabilecek, fiyat ve kaliteyi etkileyebilecek tüm unsurları dikkatle gözden geçirmemiz gerekmektedir. Bu ise, girdi maliyetlerimizin önemli bir parçasını oluşturan enerji, işçilik gibi maliyetlerden tutun da gerek ülkemizde üretilen gerekse de ithalat yoluyla temin edilen tüm hammadde ve ara malı fiyatlarına kadar çok geniş yelpazede değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Burada başta enerji olmak üzere işçilik gibi maliyetler ile oynama şansımız herkesin malumu olduğu üzere imkansız denecek kadar azdır.

Ancak ithal hammadde ve aramalı fiyatları burada çok kritik bir öneme haizdir. İthalat, döviz fiyatına bağlı olarak son derece hassas ve kırılgan fiyat unsurlarını bünyesinde barındırmakla birlikte, dünya rekabetinin ve teknolojiye bağlı artan üretim miktarlarının vermiş olduğu geniş hareket alanı üreticilerimize nefes aldırmaktadır.

İhracatçılarımız tarafından azalan karlılığı bertaraf etmenin yegane yolunun üründeki katma değer miktarını arttırmak olduğu görülmektedir. Bu ise düşük maliyetlere sahip aramalı ithalatının bir enstrüman olarak kullanılması yoluyla sağlanabilecektir.

Bilindiği üzere, ülkemizde bazı sektörlerde;

• Yetersiz Ar-Ge çalışmalarımız sebebiyle gerekli teknolojiyi üretemememiz sonucunda ürünlerin royality, patent, know-how’ına sahip olamamamız,

• Dünyadaki üretimin fazlalığı, ülkemizdeki tüketimin yetersizliği, hammadde teminindeki zorluklardan ötürü dünya ile rekabet edemememiz,

• Başta enerji olmak üzere bazı girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklı yeterli düzeyde karlı üretim yapamamamız, gibi sebepler bir takım hammadde ve ara malının ülkemizde üretilmesi yerine ithalat yoluyla karşılanmasını zorunlu kılmaktadır. İthalat ise, fiyat avantajından ötürü bir çok üründe ağırlıklı olarak Uzak Doğu ve Pasifik Bölgesi ülkelerinden yapılmaktadır.

Ancak yapılan yeni düzenleme ile ithal edilen bazı soğuk hadde paslanmaz çelik ürünlerine 30.10.2013 tarihi itibariyle % 8 gümrük vergisi getirilmiştir. Bu yüksek ve iddialı gümrük vergisinden Avrupa Birliği Üyesi Ülkeler ile serbest ticaret anlaşmamız olan Güney Kore muaftır. Bu durum yukarıda detaylı olarak izahı yapılmaya çalışılan üretim ve ihracattaki ülkemiz gerçekleriyle örtüşmemektedir. İhracattaki acımasız rekabeti aşmak ve karşılaşılan sorunları çözmek üzere üretici- ihracatçı konumundaki girişimci ve müteşebbislerimizin sığındıkları liman olarak görülebilecek düşük maliyetli Uzak Doğu pazarı elinden alınmaktadır.

Ayrıca getirilen bu düzenleme dünya ticaretinin liberalleştiği günümüzde taraf olduğumuz ve altına imza attığımız Dünya Ticaret Örgütü ilkelerine ve yükümlülüklerine de aykırı bir durum teşkil etmekte olup, ülkemizdeki paslanmaz çelik sektörünün temsilcisi Avrupa Paslanmaz Çelik Birliği EURO INOX/ BRÜKSEL ile dünya paslanmaz çelik birliği ISSF-WORLDSTAINLESS üyesi de olan PASDER Paslanmaz Çelik Derneği üyeleri ve bu Dernek kanalıyla ürün tedarik eden tüm üreticilerimizi oldukça sıkıntılı bir sürece sokmuştur. Bundan sonra ekonomi yönetiminden beklenen ve umulan ;

• Ülkemizin içinde bulunduğu döviz açığı sorununu ortadan kaldıracak ihracata dayalı üretimi desteklemek ve enflasyonu düşük tutabilmek adına 30.10.2013 tarihli Karar’ı ile getirilen % 8 gümrük vergisi oranını A.B ve G.Kore dışındaki ülkeler içinde sıfırlanması,

• Dövizdeki belirsizliğe ve hassasiyete dayalı ithalatçı-üretici-ihracatçı zincirinde ciddi kırılmalara ve hasarlara yol açacak maliyet artışına sebep olabilecek yeni düzenlemelerden kaçınılması, • Kamuoyunda ve piyasalarda belli bir ülkenin korunduğu ve kollandığı izlenimini veren objektif ve nesnel olmayan uygulamalardan ve tedbirlerden uzak durulması,

• Ağırlaşan ve zorlaşan piyasa şartlarında büyük fedakarlık ve cesaret örneği göstererek üretim yapma gayret ve isteğinde olan üreticimizi incitecek ve üzecek politikaların terk edilmesi olup, yukarıdaki hususları kamuoyunun ve sektörümüzün takdirlerine sunarız.

Bu yazı toplam 51178 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Yazılar