Vinç sektöründe yatırım yapmayan ayakta kalamaz

26 Eylül 2017 Salı 09:59
Vinç sektöründe yatırım yapmayan ayakta kalamaz
“Özel üretimlerimiz sayesinde demiryolu sektöründe de varlığımızı hissettiriyoruz”

Keleş Vinç Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Keleş ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.

Sorularımıza geçmeden önce bizlere kendinizden ve firmanızdan kısaca bahseder misiniz?

2000 yılında vinç işletmeciliğiyle faaliyetlerine başlayan firmamız, 2007 yılında çağın gereksinimleri ve talepler doğrultusunda aynı zamanda da ülkenin gelişmesinin üretim odaklı olacağının bilinciyle faaliyet alanına ilave bir kol olarak; araç üstü vinçler, özel ataşman ve sistemlerin üretimini katmıştır.

Halihazırda üretimini yapmış olduğunuz vinçler ve müşterilerinize sunmuş olduğunuz diğer ürün ve hizmetler hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

Firmamız 7 tondan 130 tona kadar araç üstü vinçler, demiryolu ve metro bakım araçları, proje odaklı özel üretimler faaliyet alanımız içerisinde yer almaktadır.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz? Referanslarınızdan bazılarını bizimle paylaşır mısınız?

Türkiye’de vinç imalatçılarının lokomotif faaliyet alanı inşaat sektörüdür. Özel üretimlerimiz sayesinde demiryolu sektöründe de yerimizi almış bulunmaktayız.

Türk vinç sektöründe yıllardır tartışılan bir konu var: F.E.M Standartları… Ülkemizde F.E.M uyumlu üretim ne durumda?Firma olarak bu standartlara uyuyor musunuz?

F.E.M. standartları algısı dünyada farklılıklar oluşturabilmektedir. Bir Avrupa Birliği ülkesiyle bir Ortadoğu ülkesinin F.E.M. standartlarında değişik algılamaları söz konusu olabiliyor. Ülkemizde vinçlerin kapasitesi müşteriler tarafından algılanırken, sürekli aynı değerleri hiçbir değişiklik olmadan uzun yıllar kaldırabileceklerini zannediyorlar. Oysaki makineleri de insanlara benzetebiliriz. Bir kişi işe başlarken başlangıçtaki performansı ile sonlardaki performansı aynı olmaz. Makinelerde de durum böyledir. Kapasiteyi belirlerken saclardaki yorulmalar, malzemelerin ömürleri vb. gibi faktörleri de göz önünde bulundurmalıyız. Vinç sektöründe kapasiteler çoğu zaman makinenin herhangi bir yerinde aksaklıklar çıkıncaya kadar arttırılmaktadır. Firmaların makine parkurları müşterileri bu duruma getirmektedir. Oysa bu durumlar ileride çok büyük maddi ve manevi kayıplara sebebiyet vermektedir. Firma olarak biz standartlara, makinelere takmış olduğumuz tonaj sınırlayıcı ekipmanlarla dinamik yüklemelerde kapasitenin %25 oranında bir artışla testlerimizi gerçekleştirerek özelliklede kancaların standart bir kapasitesinin olmadığını, çalışma zamanına göre kapasitelerin değişiklik arz edebileceğini müşterilerimize beyan ederek katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Nihai kullanıcılar vinç tercihlerinde hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorlar? Bu konuda ne kadar bilinçliler?

Sonuç odaklı müşteriler tercih yaparken öncelikle servis sürecini ve ikinci el satışları esnasındaki amortisman kayıplarını göz önünde bulunduruyorlar. Olaya sadece fiyat odaklı olarak bakan azımsanamayacak bir müşteri portföyümüz de ülkemizde önemli bir yer tutmaktadır. Ama her geçen yıl bilinçli müşteri sayısı az da olsa bir artış eğiliminde gözüküyor.

Türkiye’de üretilen vinçler istenilen kalitede mi? Ürün kalitesi bakımından gelişmiş ülkelere rekabet edebilecek düzeyde miyiz?

Ülkemizde işlenmemiş bir cevher var. Sadece bu cevheri işleyebilecek firmaları ortaya çıkartacak profesyonel bürokrat ve devlet kademelerinin olması gerekiyor. Kapasitelerimiz, iş gücümüz, bilgi birikimimiz azımsanamayacak oranda fakat bunları planlı bir şekilde koordine edemediğimiz için ürünlerimizin gelişmiş ülkelerle rekabeti söz konusu bile olmuyor. Ancak son dönemdeki devlet politikaları artık rekabetin zorlaştığını ve iyilerin ayakta kalabileceğinin bilinciyle firmaları bir nebze tetiklemiş bulunuyor.

Ülkemizdeki vinç sektörünün genel durumu, pazar büyüklüğü ve sektörün sorunları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

En büyük sorun maddi ve istihdam boyutu ile çok büyük bir dinamik olan bu sektörün bürokraside bir isminin, kimliğinin olmaması çok büyük bir problem olarak önümüzde durmaktadır.

3’üncü Havalimanı tamamlandığında Türkiye önemli bir lojistik üssü olacak. Bu durum taşıma kaldırma sektörüne ne gibi katkılar sağlar?

Ülkemiz gelişiyor. Bu paralellikte imalatçısından işletmecisine kadar herkesin şapkayı önüne alıp düşünmesi gerekiyor. Kaliteli üretim yapan ayakta kalır, yapmayanlar piyasadan elenir gider.

Kısa ve uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeler neler?

Sürekli gelişmeye ayak uyduramayan, yenilikleri takip etmeyen, en basitinden Ar-Ge yapmayan ve yeni ürün üretmeyenlerin ayakta kalma şansının olmadığı bir süreç içerisindeyiz. Firma olarak misyonumuz; kapasitemiz çerçevesinde kabuklarımızı kırarak yeni ürünler, iyileştirmeler yaparak ayakta durmanın temellerini atmaktır.

Bu haber toplam 664 defa okunmuştur
dergi isteği
katalog tasarlıyoruz
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler