Skip to main content
Demir Çelik

Mevsimsel Dalgalanmalar

Bir değişim aracı olarak paranın hikayesi artık elle tutulur gözle görülür somut gerçeklikten çıkmış fantastik bir masala dönüşmüş durumda.

3 dk okumaGörüş

Bir değişim aracı olarak paranın hikayesi artık elle tutulur gözle görülür somut gerçeklikten çıkmış fantastik bir masala dönüşmüş durumda. Keseden altın çıkartıp elle teslim edilen dönemlerden bir tuşa basılıp transferi gözle bile görülmeyen dönemlere gelindi. Metafizik kuramın insanlığı getirdiği nokta şimdilik bu.


Dünyanın ekonomik durumunu belirleyen bütün etmen ve öğelerin nedenselliğine bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik haraketlere konjonktürel dalgalanmalar deniyor. Global bazda tüm dünya ülkelerinin ekonomiyi canlandırmak ve reel sektörün sorunlarına bir çözüm bulmak için yaptığı düzenlemeler ne kadar başarılı oluyor bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki o da şu; Konjonktürel hareketlerin nedenlerini açıklamak için ileri sürülen birbirine zıt iki kuram var. Bunlardan biri insanın doğadan kopmasıyla başlamış metafizik hayaller kurma üzerine oluşmuş ve günümüze kadar süregelmiş metafizik kuram diğeri ise doğa ve doğanın ürünü olan insan bilincini ve toplumun tüm olgularının iç gerçeğini inceleyen ve kavramaya çalışan diyalektik kuram.


Dünya metafizik kuramın doğruları üzerine dönüyor. Gelirin adil bir şekilde dağılmaması paranın büyük bölümünün kapitalist sermayede toplanmasına neden oluyor bu da zaten sistemin doğurduğu bir sonuç. İnsanların harcayacak parası olacak ki tüketim yapabilsinler. Aksi halde çok üretim karşısında az tüketimin yapıldığı dönemler sistemin bir iç çelişkisi olarak karşımıza konjonktürel bunalımları çıkartıyor. Kaçınılmaz olan bu döngünün asgari bir noktasında tekrar canlanma başlıyor ve yavaş ya da hızlı bir şekilde durum tekrar eski haline dönüyor. Bu döngü Vivaldi’nin her biri bir mevsimi temsil eden dört konçertosundan oluşan “Dört Mevsim”i gibi sürüp gidiyor. Bir farkla ekonominin dört mevsimi içi daha çok helyum gazıyla doldurulmuş bir öncekinden daha büyük bir balonla yoluna devam ediyor.


Mevsimlere bağlı ekonomik değişimleri önceden kestirebilmek imkansız değil. Örneğin domatesin bol olduğu dönemde fiyatı ucuzlar kıt olduğunda ise pahalılaşır. Tıpkı kışın kaban ve palto satışları artarken yazın mayo satışlarının artması gibi. Diyalektik kuramda bunlar işin doğası gereği bilinen öngörülebilir gerçeklerdir. Ancak metafizik kuram mantığıyla tavuk kümesleri ısıtılıp yapay ışıkla aydınlatılırsa yumurta üretimi kışında devam ettirilebilir buda şebeğe dönüşmüş tavuklar görmemize vesile olur.


Tüketim olmaksızın üretim yapmak ya da üretimi hiç düşünmeksizin değeri tüketim alanında aramak insanı doğadan kopartan pratik geçerlilikten uzak bir düşüncenin ürünüdür. Olguların tek yanını gören öznelci yaklaşım değeri ve insanı sadece bir kullanma niteliğine indirger.


1960’ların başında %2’ler seviyesinde olan dünya nüfus artış hızı günümüzde %1,2 ler seviyesine gerilemiş görünüyor. Buna rağmen son 60 yılda 3 milyardan 7,6 milyara yükseldi insan sayısı. Metafizik kuram insanı sistemin hammaddesi haline getirmiş durumda.


İşin garip tarafı şu ki; Doğadan kopuk bir anlayış üzerine kurulmuş bu düşüncenin küresel hakimleri takası en değerli şey olarak doğanın bir parçası olan bir bitki tohumunu görüyorlar. Çünkü, bunca sanallığın içinde tohum tanesi bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan hayatın esaslı bir gerçeği olarak değerini hep koruyor.