“Küresel Ekonominin Dayanıklılık Testi” başlığıyla yayımlanan raporda, kamu yatırımları ve deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının sektöre destek vermeye devam ettiği, buna karşın özel sektör yatırımlarındaki yavaşlama ile finansman maliyetlerinin sektör üzerindeki baskısını koruduğu ifade edildi.
İnşaat sektörü 14 çeyrektir büyüyor
Rapora göre Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 3,0 büyüme kaydetti. Böylece inşaat sektörü, 2022 yılının ikinci yarısından bu yana büyümesini 14 çeyrektir kesintisiz sürdürdü. Ancak önceki yıllarda yüzde 8’in üzerinde gerçekleşen büyüme performansına kıyasla sektörde belirgin bir ivme kaybı yaşandığına dikkat çekildi.
TMB, büyümedeki yavaşlamanın temel nedenleri arasında sıkı para politikası, yüksek kredi maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükleri gösterdi.
Kamu yatırımları sektörü
ayakta tutuyor
Raporda, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımlarının sektörün büyümesini desteklemeye devam ettiği belirtildi. Buna karşılık özel sektör yatırımlarındaki zayıf seyir, inşaat faaliyetlerinin daha hızlı büyümesini engelliyor. İlk çeyrek verilerine göre gayrisafi sabit sermaye oluşumu içinde sektörel yatırımların payı yüzde 3,3, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdamdaki payı ise yüzde 6,7 olarak gerçekleşti.
Üretim kapasitesi korunuyor
TMB’nin değerlendirmesine göre ciro endeksi ve yapı ruhsatı verileri sektörün üretim kapasitesini koruduğunu gösteriyor.
Özellikle yapı ruhsatlarında görülen artışın önümüzdeki dönemde yeni projelerin hayata geçirilebileceğine işaret ettiği belirtilirken, inşaat güven endeksinin ikinci çeyrek boyunca 100 eşik değerinin altında kalması sektör temsilcilerinin geleceğe yönelik temkinli duruşunu sürdürdüğünü ortaya koydu. Raporda ayrıca, inşaat maliyetlerindeki artış hızının yavaşlamasının olumlu bir gelişme olduğu, ancak işçilik giderleri ve finansman maliyetlerinin şirketlerin kârlılığı üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdüğü ifade edildi.
Konut satışlarında sınırlı toparlanma
Haziran ayında ilk el konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,1 artarak 43 bin 406 adet, ikinci el satışlar ise yüzde 12,5 yükselişle 86 bin 573 adet oldu. Toplam satışlar içinde ilk el konutların payı yüzde 33,4, ikinci el satışların payı ise yüzde 66,6 olarak gerçekleşti. Rapora göre Mayıs ayında görülen durgunluğun ardından Haziran ayında yaşanan artış kısa vadeli bir toparlanmaya işaret etse de, yılın ilk yarısındaki görünüm yeni konut üretimini destekleyecek güçlü ve kalıcı bir talep oluşmadığını gösteriyor.
Finansman koşulları belirleyici olmaya devam ediyor
Haziran ayında ipotekli konut satışları yıllık bazda yüzde 72,1 artarak 25 bin 993 adede ulaştı. Buna rağmen ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payı yalnızca yüzde 20 seviyesinde kaldı.
Raporda bu durumun, konut kredisi kullanımında kalıcı bir normalleşmeden ziyade sınırlı bir toparlanmaya işaret ettiği belirtilirken, yüksek kredi maliyetlerinin konut talebi üzerindeki belirleyici etkisini sürdürdüğü ifade edildi.
Yurt dışı müteahhitlikte
jeopolitik baskı
Türk müteahhitlik sektörü, 2026 yılının ilk altı ayında yurt dışında toplam 57 proje üstlenirken, bu projelerin toplam büyüklüğü 2,7 milyar dolar oldu. Raporda, savaşlar, jeopolitik gerilimler ve küresel finansman koşullarındaki sıkılaşmanın uluslararası proje hacmini olumsuz etkilediği belirtilirken, Türk müteahhitlerinin teknik yeterliliği ve uluslararası deneyimi sayesinde küresel pazardaki rekabet gücünü koruduğu vurgulandı. 1972 yılından bu yana Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışında üstlendiği proje sayısı 12 bin 931’e, toplam proje tutarı ise 566,1 milyar dolara ulaştı.
Sektörün geleceğinde dijitalleşme ve sürdürülebilirlik öne çıkıyor
Raporda ayrıca, Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye 2026 etkinliğine de yer verildi. Yaklaşık 1.400 sektör temsilcisinin katıldığı zirvede 81 firma stant açarken, iki gün boyunca 350’nin üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.
TMB Başkanı M. Erdal Eren, küresel rekabette yalnızca mühendislik kapasitesinin değil; dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yapay zekâ uygulamaları ve uluslararası iş birliklerinin de sektörün geleceğini belirleyen temel unsurlar haline geldiğini belirtti.
Raporda, mevcut küresel ekonomik koşullar dikkate alındığında, İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın yalnızca bir sektör buluşması değil, aynı zamanda Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörünün gelecek vizyonunu ortaya koyan stratejik bir platform olduğu değerlendirmesine yer verildi.


