Uğur Dalbeler: Türkiye dünyanın en açık çelik pazarı haline geldi
Dünya Çelik Birliği Başkanı ve Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü Uğur Dalbeler, küresel korumacılık dalgasında Türkiye'nin korunmasız kaldığını söyledi. Dalbeler, çeliği korumadan sanayinin ayakta kalamayacağı uyarısında bulundu.

Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, küresel çelik piyasalarındaki korumacılık eğiliminin artmasına karşın Türkiye'nin dünyanın en açık çelik pazarı konumuna düştüğünü açıkladı. Dalbeler, Çin'in agresif ihracat politikalarının dengeleri bozduğunu ve Türk çelik sektörünün acil koruma önlemlerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Capital dergisine verdiği röportajda Dalbeler, küresel çelik sektöründe yaşanan dönüşümü şöyle özetledi: "Çeliği korumazsanız sanayiyi de koruyamazsınız. Dünyada çok iyi tanınan bir oyuncuyuz. Acilen sürdürülebilir ve kârlı büyümeye geçmeliyiz."
Türkiye'nin çelik üretiminde dünya yedincisi ve Avrupa'nın en büyük üreticisi konumunda olduğunu hatırlatan Dalbeler, ülkenin toplam üretiminin bu yıl 36 milyon tonun biraz üzerine çıkacağını belirtti. 2022'de 40 milyon tona ulaşan üretim gerilemiş durumda. Şu anda yılın ilk 10 ayında 14,5 milyon ton ihracat ve 16 milyon ton ithalat gerçekleşti.
Dalbeler bu dengesizliğe dikkat çekerek "İhracatımızdan daha fazla ithal ediyorsak bir çarpıklık var demektir. Bu dünyanın hiçbir yerinde olan bir hadise değildir" dedi.
Çin tehdidi ve korumacılık dalgası
Çin'de çelik sektörünün yüzde 65'inin devlet kontrolünde olduğunu belirten Dalbeler, devlet teşviklerinin maliyet kavramını değiştirdiğini ve rekabet ortamını bozduğunu ifade etti. Çin'in yılda 50 ila 60 milyon ton çeliği ihracata yönlendirdiğini aktaran Dalbeler, bu durumun tüm dünyada korumacılık politikalarını tetiklediğini söyledi.
Amerika ve Avrupa'daki korumacılık önlemlerinin sertleştiğine değinen Dalbeler, ABD'de Trump'ın ikinci döneminde çelik ithalatına yüzde 50 vergi uygulamasının gündeme geldiğini aktardı. Avrupa Birliği ise 6 yıldır çelik sektörünü koruyor ve önümüzdeki yıldan itibaren kotaları daha da daraltacak.
Türkiye'nin ticaretinin neredeyse yarısı Avrupa Birliği ile yapılıyor. Dalbeler, çeliğe özgü değil otomobil, boru ve beyaz eşya ihracatının da bu kotalardan etkilendiğini belirtti. Türk çelik ihracatçıları üretimin yüzde 40'ını Avrupa'ya ihraç ederken bu oran yüzde 15'e gerileyebilir.
Sektörün durumu ve yatırım iklimi
Çolakoğlu Metalurji'nin yıllık 5,2 milyon ton üretim kapasitesine ulaştığını belirten Dalbeler, 2025'te 4,2 milyon ton üretimi hedeflediklerini açıkladı. Şirket 2024'te 4 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Üretimin yüzde 20-25'i ihraç ediliyor ve ihracat cirosu 500 milyon dolar civarında seyrediyor.
Dalbeler, mevcut ortamda yatırım planlamasının mümkün olmadığını söyledi. İthalatın toplam tüketimin yüzde 50'sini geçtiğini ve çelikte dış ticaret dengesinin ilk kez negatife döndüğünü vurgulayan Dalbeler, "Böyle bir ortamda yatırım yapmak sağlıklı olmaz" dedi.
Karbon avantajı
Avrupa'nın karbon vergisi düzenlemesine ilişkin değerlendirmede bulunan Dalbeler, Türkiye'nin bu alanda avantajlı konumda olduğunu belirtti. Cevherden çelik üretilirken ton başına 2-2,5 ton karbondioksit salımı olurken, hurdayla üretimde bu rakam 500-600 kiloya düşüyor. Türkiye üretiminin yüzde 75'ini hurdaya dayalı olarak gerçekleştiriyor. Avrupa'da bu oran yüzde 50 seviyesinde.
Dalbeler, Avrupa'ya kıyasla yüzde 50 daha az emisyon yarattıklarını ve karbon sınır düzenlemesinde avantajlı konumda olacaklarını ifade etti.
Dünya Çelik Birliği'ndeki temsil
2020'den bu yana Dünya Çelik Birliği icra kurulunda yer alan Dalbeler, birliğin başkanlığına seçilmesiyle Türk çelik sektörünün küresel temsil gücünü artırdığını belirtti. Kurulda 16 sandalye bulunuyor ve ülke ağırlıklarına göre temsil şekilleniyor. Kuzey Amerika'nın iki, Japonya'nın iki, Hindistan'ın iki sandalyesi var.
Dalbeler, Türkiye'nin 1997'de Avrupa Kömür Çelik Topluğu Antlaşması'na taraf olarak pazarını açtığını ancak karşılığında avantaj elde edemediğini vurguladı. "Onlar ortakmış, biz de pazar. Çünkü kapalı olan pazarımızı onlara açtık. Onlar zaten herkese açıktı. Bu yüzden bize avantaj yaratmadı" dedi.
Serbest ticaret anlaşmasının yeniden müzakere edilmesi gerektiğini savunan Dalbeler, Türkiye'nin hem Gümrük Birliği üyesi olmasının hem de AB dışındaki ülkelerden farklı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.






