Adıyaman’da Sanayi ve İklimin Geleceği Şekillendi: Türk Çelik Sektörü Yeşil Dönüşümün Neresinde?
Adıyaman Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Adıyaman’ı Geleceğe Hazırlamak: İklim ve Sektörler Çalıştayı”, Türk sanayisinin lokomotifi olan demir-çelik sektörünü mercek altına aldı. Mustafa Vehbi Koç Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve bölge protokolünün yoğun ilgi gösterdiği zirvede, Türkiye’nin küresel iklim politikalarındaki konumu ve çelik üretimindeki rekabet gücü en yetkili ağızlardan teknik verilerle paylaşıldı.

Çalıştay, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ve Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin gibi isimlerin katılımıyla kentin gelecek vizyonunu bir kez daha tescilledi. Oturumun açılışını yapan Sera Gazı İzleme Daire Başkanı Volkan Polat, ulusal emisyon izleme stratejilerini aktarırken; Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Çevre Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yavuz Demirci ise kentin sanayi dönüşümünün çevresel sürdürülebilirlik ile taçlandırılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin Karbon Karnesi: Küresel Standartların Ötesinde Bir Başarı
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut, açılıştan hemen sonra ilk oturum ve ilk konu olarak yaptığı sunumda Türk çelik sektörünün emisyon yoğunluğu açısından dünya genelinde sahip olduğu ayrıcalıklı konumu rakamlarla ortaya koydu.
Akbulut’un sunumunda öne çıkan temel veriler şunlardır:
• Emisyon Avantajı: Dünya genelinde ham çelik üretimi başına karbon yoğunluğu ortalama 1,92 tCO2 iken, Türkiye sahip olduğu üretim yapısı sayesinde bu oranı 1,10 tCO2 seviyesinde tutmaktadır.
• Üretim Yöntemi: Bu başarının arkasında, Türkiye’nin toplam üretiminde yüksek paya sahip olan ve konvansiyonel yöntemlere göre çok daha düşük emisyon üreten hurda bazlı Elektrikli Ark Ocakları (EAO) yer almaktadır.
• Küresel Sıralama: Türkiye, 2025 yılı verilerine göre yıllık yaklaşık 38,1 milyon tonluk üretimiyle dünya ham çelik üretiminde 7. sıradaki yerini korumaktadır.
2026 Eşiği: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)

Çalıştayın en kritik başlıklarından biri, 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemine giren SKDM oldu. Akbulut, Avrupa Birliği’nin ücretsiz karbon tahsisatlarını kademeli olarak azaltacağını (2034’te %100 sonlanacak) belirterek, bu durumun ihracat maliyetleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağını ifade etti.
• Maliyet Tahmini: SKDM’nin tam etkisiyle 2034 yılına kadar Türk çelik ihracatçıları için üretim maliyetlerinde yaklaşık %11’lik bir artış öngörülmektedir.
• Finansman İhtiyacı: Türkiye’nin 2053 net-sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için çelik sektöründe yaklaşık 31 milyar USD tutarında devasa bir yeşil dönüşüm yatırımına ihtiyaç duyulmaktadır.
Yeşil Çelik ve Gelecek Teknolojileri
Hasan Akbulut, “Yeşil Çelik” kavramının henüz dünyada tek bir tanımı olmadığını ancak Türkiye’nin bu konuda kendi yol haritasını oluşturduğunu belirtti.
• Teknolojik Dönüşüm: 2030 ve 2050 projeksiyonlarında; hidrojen bazlı DRI tesisleri, karbon yakalama ve depolama (CCUS) sistemleri ile yenilenebilir enerji entegrasyonu en kritik aşamalar olarak belirlenmiştir.
• Hammadde Krizi: AB’nin hurda ihracatını kısıtlama girişimleri (WSR), dünyanın en büyük hurda ithalatçısı olan Türkiye için hammadde arz güvenliği noktasında en önemli risklerden biri olarak tanımlandı.
Rekabette Kalmanın Anahtarı
“Yeşil Dönüşüm”
Adıyaman Üniversitesi’ndeki bu önemli çalıştay, Türk çelik sektörünün düşük emisyon yapısıyla mevcut durumda avantajlı olduğunu ancak 2026 sonrası küresel rekabette kalabilmek için devlet destekli finansman modellerine ve teknolojik dönüşüme hız verilmesi gerektiğini bir kez daha kanıtladı.
