Asuman Gürsoy: Bölgeselleşen dünyada çelik sektörü daha dar pazarlarda rekabet ediyor
SteelRadar’ın Steel Summit 2026 Zirvesi’nde konuşan SOGAD Genel Sekreteri Asuman Gürsoy, küresel çelik piyasasının bölgeselleşme ve daralan ihracat pazarları nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini söyledi.
Kısaca
- Asuman Gürsoy, çelik sektöründe globalleşmeden bölgeselleşmeye geçiş yaşandığını ve işletmelerin yakın coğrafyalarına hizmet etmeye zorlandığını söyledi.
- Gürsoy’a göre Avrupa ve ABD’ye erişim, kotaların azalması ve vergilerin artması nedeniyle zorlaşıyor; Türkiye’nin karşı önlem süreçleri ise yavaş ilerliyor.
- Sektörde karbon düzenlemelerine hazırlık firmalar arasında farklılaşırken, Avrupa uyumlu ETS sisteminin henüz kurulmamış olması önemli bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.
- Gürsoy, savaş sonrası Ukrayna’daki galvanizli, boyalı ve soğuk ürün yatırımlarının Türkiye pazarı için yeni bir rekabet alanı oluşturabileceği uyarısında bulundu.
SteelRadar tarafından düzenlenen Steel Summit 2026 - 2. Uluslararası Çelik Sanayi ve Küresel Piyasalar Zirvesi kapsamında, Soğuk Haddelenmiş, Galvanizli ve Boyalı Sac Üreticileri Derneği (SOGAD) Genel Sekreteri Asuman Gürsoy, Demir Çelik Store’ye konuştu. Sektörde yaklaşık 25 yıllık deneyime sahip olduğunu belirten Gürsoy, küresel çelik piyasasının geçmiş dönemlerle kıyaslandığında en zorlu süreçlerden geçtiğini ifade etti.
Asuman Gürsoy’a göre çelik sektörünün karşı karşıya olduğu temel değişim, globalleşmeden bölgeselleşmeye geçiş. Navlunların, müşteri tercihlerini ve tedarik kararlarını eskisine göre çok daha fazla etkilediğini belirten Gürsoy, her işletmenin kendi yakın coğrafyasına hizmet vermeye zorlandığı bir döneme girildiğini söyledi. Bu durumun Türkiye için en önemli risklerinden biri, ihracat pazarlarının kotalar ve ticaret önlemleriyle daralması.
Türkiye’nin en büyük ihracat pazarları arasında yer alan Avrupa ve ABD’ye erişimin giderek zorlaştığını belirten Gürsoy, kotaların azalması ve vergilerin artmasının sektörü baskı altında tuttuğunu dile getirdi. Türkiye’nin karşı önlem almak için çaba gösterdiğini ancak bu süreçlerin yavaş ilerlediğini, ayrıca nihai ürün ihracat pazarlarıyla ilişkiler nedeniyle dikkatli yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Gürsoy’un öne çıkardığı diğer başlık, sınırda karbon düzenlemesi ve yeşil dönüşüm oldu. Türkiye’nin elektrik ark ocaklı üretim yapısının geçmişte önemli bir avantaj sağladığını belirten Gürsoy, son gelişmelerle bu avantajın zayıflama riski taşıdığını söyledi. SKDM’nin bir yandan koruma önlemi gibi görülebileceğini, diğer yandan doğru hazırlanılırsa fırsata dönüşebileceğini ifade etti.
Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi
Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.
Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.
E-posta
-
E-posta kutunuzu açın
Onay e-postasının gelmesi birkaç dakika sürebilir.
-
Onay e-postasını bulun
Gelen kutusunda göremiyorsanız Spam / Gereksiz klasörüne de bakın.
-
E-postadaki onay bağlantısına tıklayın
Bu adımı tamamladığınızda aboneliğiniz başlayacak.
Zaten aboneyseniz yeniden onay vermeniz gerekmez. Bu form mevcut konu tercihlerinizi değiştirmez.
Avrupa uyumlu ETS sisteminin henüz kurulmamış olması sektör açısından önemli bir eksiklik
Bu noktada hazırlık seviyesinin firmalar arasında farklılaştığını vurgulayan Gürsoy, bazı şirketlerin ekip kurarak altyapılarını hazırladığını ancak özellikle orta ölçekli üreticilerde bilincin ve hazırlığın yeterli seviyede olmadığını dile getirdi. Avrupa uyumlu ETS sisteminin henüz kurulmamış olmasını da sektör açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.
Gürsoy, serbest ticaret anlaşmaları ve özellikle Ukrayna kaynaklı olası rekabet baskısına da dikkat çekti. Savaş sonrası toparlanma döneminde Ukrayna’da galvanizli, boyalı ve soğuk ürün yatırımlarının Türkiye pazarı için yeni bir rekabet alanı yaratabileceğini belirtti. İç pazarda katma değerli ürün ithalatına karşı daha güçlü bir bariyer oluşturulması gerektiğini söyleyen Gürsoy, aksi halde ihracat kanalları daralan üreticilerin iç pazarda yıpratıcı bir rekabetle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.