Skip to main content
Demir Çelik

AB'nin kalıcı çelik koruma önlemleri Temmuz'da yürürlüğe giriyor, kotalar yarıya düşecek

AB'nin yeni çelik koruma sistemi 1 Temmuz 2026'da başlıyor. Yıllık kota 34 milyon tondan 18,3 milyon tona düşecek, kota aşımı vergisi yüzde 50'ye çıkacak.

3 dk okuma
AB'nin kalıcı çelik koruma önlemleri Temmuz'da yürürlüğe giriyor, kotalar yarıya düşecek

Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı yeni çelik koruma önlemleri, 1 Temmuz 2026'dan itibaren yürürlüğe girecek. 2018'den bu yana uygulanan mevcut önlemler, Dünya Ticaret Örgütü kurallarının öngördüğü sekiz yıllık azami süreyi bu yıl dolduruyor. Yeni sistemde yıllık toplam kotanın mevcut 34 milyon tondan yaklaşık 18,3 milyon tona düşmesi öngörülürken, kota aşımında uygulanacak verginin yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarılması gündemde.

Önceki sistemden farklı olarak yeni düzenleme belirli bir süre sonra sona ermeyecek; kalıcı bir yapıya kavuşacak. Avrupa Ekonomik Alanı dışındaki tüm ülkelere uygulanması planlanan sistem, serbest ticaret anlaşması bulunan ülkeleri de kapsayacak. Gelişmekte olan ülkelere tanınan muafiyetlerin kaldırılması da bekleniyor. Avrupa'nın en büyük çelik üreticisi konumundaki Türkiye, AB pazarında ciddi bir daralmayla karşı karşıya kalacak.

Tosyalı: "Yıkıcı rekabet yok edici rekabete dönüştü"

Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de katıldığı EKONOMİ gazetesinin Ekonominin Ufuk Turu-2026 toplantısında sektörün karşı karşıya olduğu baskılara dikkat çekti.

"Çelik sektörü olmayan bir ulusun bağımsızlığından söz edilemez. Bugün ticaret savaşlarının da ana aktörü çeliktir" diyen Tosyalı, Rusya ve Ukrayna'nın dampingli ürünlerinin ardından son dört-beş yılda Çin kaynaklı büyük bir üretim baskısının ortaya çıktığını belirtti. Süreci "istila" olarak tanımlayan Tosyalı, AB'nin de Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmasına rağmen kota uygulamalarını sıkılaştırdığını ifade etti.

Çin'deki devasa kapasitenin küresel talep daralmasıyla yıkıcı bir rekabet yarattığının altını çizen Tosyalı, son 15-20 yıldaki altyapı yatırımlarıyla oluşan kapasiteyi artık tüketecek ortam kalmadığını söyledi.

Türkiye Avrupa'nın en büyük çelik üreticisi, ancak dış ticaret açığı sürüyor

Türkiye, 2025 yılında ham çelik üretimini yüzde 3,3 artırarak 38,1 milyon tona çıkardı ve Almanya'yı geçerek Avrupa'nın en büyük, dünyanın yedinci büyük üreticisi konumuna yükseldi. Ancak üretimdeki bu sıçrama dış ticaretteki dengesizliği gidermedi. Geçen yıl 15,1 milyon ton ihracata karşılık 18,9 milyon ton ithalat gerçekleşti; ihracat geliri 10,2 milyar dolar, ithalat gideri 13,1 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 77,6'da kaldı.

İthalatta Rusya 4,5 milyon ton, Çin 4,2 milyon tonla başı çekti. Şubat ayındaki metal sektörü üretici endeksi 44,3'e gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en düşük seviyeyi gördü; üretim 7,8 puan, yeni siparişler 2,9 puan düştü.

Çin'in kapasite fazlası küresel dengeleri sarsıyor

Dünya Çelik Birliği verilerine göre küresel ham çelik üretimi 1,8 milyar tona ulaştı ve bunun yarısını tek başına Çin karşılıyor. İç pazardaki talep daralması Çin'i dış pazarlara yönelterek fiyatları aşağı çekiyor; bu durum Türkiye dahil tüm ihracatçı ülkeleri baskı altına alıyor. Çin geçen yılı 45 milyon tonluk düşüşle 960 milyon ton seviyesinde kapattı, 2026'ya da üretim düşüşüyle giriş yaptı. Ocak ayında yüzde 14, Şubat'ta yüzde 3,6 gerileme yaşandı.

Sektör uzmanlarına göre Çin'in çelik alanındaki hakimiyetini dengeleyebilecek iki ülke öne çıkıyor: Hindistan ve Türkiye. Hindistan'ın 2030'a kadar üretim kapasitesini 200 milyon tondan 300 milyon tona çıkarması bekleniyor. Türkiye ise regülasyon ve maliyet baskılarına rağmen üretim sıralamasında tırmanmaya devam ediyor.

Savaşlar ve maliyet baskısı sektörün gündeminde

Rusya-Ukrayna savaşının sürmesi ve Orta Doğu'daki çatışmalar, demir çelik sektörünü dolaylı yoldan etkiliyor. Hurda başta olmak üzere ham madde maliyetlerinin artması ticaret akışlarını doğrudan baskı altına alıyor. Sektör temsilcileri, AB'deki talep daralmasına dikkat ederken Orta Doğu ve Körfez ülkelerinde savaş sonrası ortaya çıkacak yeni talebin iyi yönetilmesi gerektiğini belirtiyor. Ani talep düşüşlerine hazırlıklı olmak, nakit akışını ve stok düzenlemesini titizlikle yönetmek, önümüzdeki dönemde şirketlerin gündemini belirleyecek.

Erişilebilirlik