Ukrayna çelik pazarını korumaya hazırlanıyor!!! Türkiye’den ithal edilen çelik boruları radarına aldı

Ukrayna, Türkiye’den ithal edilen çelik borulara yönelik yeni anti-damping soruşturmaları başlatıyor ve bazı önlemleri uzatıyor.

Kısaca

  • Ukrayna, Türkiye’den ithal edilen çelik borular için yeni anti-damping soruşturmaları başlatıyor.
  • Belarus ve Moldova’dan ithal edilen çelik çubuklara yönelik mevcut anti-damping önlemleri beş yıl daha uzatıldı.
  • Türkiye, 2025’te Ukrayna’nın yassı haddelenmiş çelik ithalatında 630,01 bin tonla en büyük tedarikçi oldu.
  • Ukrayna’nın boru ithalatı 2025’te yüzde 13,5 azalırken Türkiye sevkiyatları yüzde 24,9 geriledi; buna rağmen Türkiye en büyük tedarikçi konumunu korudu.

Yazı Boyutu 100%
WhatsApp X Facebook LinkedIn

Ukrayna, savaş koşullarında ayakta tutmaya çalıştığı çelik sektörünü korumak amacıyla ithalata karşı ticaret savunma önlemlerini sertleştirmeye hazırlanıyor. Kiev yönetimi, özellikle Türkiye’den yapılan çelik boru ihracatını mercek altına alırken, bazı ürün gruplarında anti-damping önlemlerini uzatma ve yeni soruşturmalar başlatma kararı aldı. Bu adımlar, Ukrayna’nın son yıllarda en büyük tedarikçilerinden biri haline gelen Türk çelik sektörü tarafından yakından izleniyor.

Ukrayna Ekonomi, Çevre ve Tarım Bakanı Oleksiy Sobolev’in açıklamalarına göre, Belarus ve Moldova’dan ithal edilen çelik çubuklara yönelik mevcut anti-damping önlemleri beş yıl daha uzatıldı. Aynı zamanda, Türkiye’den ithal edilen çelik borular ile bazı ülkelerden gelen sulama sistemleri için yeni anti-damping soruşturmaları başlatılıyor. Kiev, bu adımların Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun şekilde atıldığını vurgulasa da, uygulamanın ticaret akışlarını doğrudan etkilemesi bekleniyor.

Çin kanalına sıkı tedbir

Ukrayna yönetimi, Çin menşeli metal ürünlerinin Malezya üzerinden ülkeye sokulduğu ve bu yolla mevcut vergilerden kaçınıldığını tespit ettiğini açıkladı. Yapılan soruşturmalarda menşe belgelerinde sahtecilik saptanması üzerine, Çin’e uygulanan anti-damping vergilerinin artık Malezya çıkışlı ürünlere de uygulanacağı duyuruldu. Bu gelişme, Ukrayna’nın ithalata karşı tutumunda daha agresif bir döneme girdiğini gösterirken, Türk ürünlerinin de artan hacimleri nedeniyle radar altına girdiğine işaret ediyor.

Ukrayna’da ithalat patladı,

Türkiye ilk sırada

Ukrayna’ya yönelik haddelenmiş çelik ithalatı 2025 yılında güçlü artışını sürdürdü. Yassı haddelenmiş ürün ithalatı, 2024’e kıyasla yüzde 10.7 artarak 1,09 milyon tona ulaştı ve savaşın başlangıcından bu yana ilk kez 1 milyon ton eşiği aşıldı.

En çok ithal edilen ürünler:

· Kaplamalı yassı ürünler (HS 7210): 532,8 bin ton

· Sıcak haddelenmiş yassı ürünler (HS 7208): 344,3 bin ton

· Soğuk haddelenmiş yassı ürünler (HS 7209): 105,43 bin ton

Bu ürünlerde Türkiye açık ara lider konumda. Türkiye’den yapılan sevkiyatlar 630,01 bin ton ile yıllık bazda yüzde 19,4 artış gösterdi. Çin ise 150,07 bin ton ile yüzde 55,4’lük sert bir büyüme kaydetti. Buna karşılık Polonya’dan yapılan ithalat geriledi. Ukrayna pazarında Türk ve Çin ürünleri, giderek Avrupa menşeli ürünlerin yerini alıyor.

Uzun mamulde Türkiye’nin ağırlığı yüksek

Uzun mamul ithalatı 2025’te yıllık bazda yüzde 58,6 artarak 272,61 bin tona yükseldi. En büyük pay yine Türkiye’nin oldu. Türkiye yüzde 41.9 artışla 154,4 bin ton ihracat yaparken, Çin yüzde 567 artışla 60,66 bin ton dışsatım gerçekleştirdi. Polonya’nın ihracatı ise yüzde 9.3 azalarak 16,62 bin ton olarak gerçekleşti. Bu tablo, Ukrayna’nın uzun ürünlerde giderek daha fazla dışa bağımlı hale geldiğini, ancak bu bağımlılığın aynı zamanda yerli üreticiler üzerinde ciddi baskı yarattığını gösteriyor.

Boru ithalatı düşüyor

2025’te boru ithalatı yıllık bazda yüzde 13,5 azalarak 87,02 bin tona geriledi. Türkiye halen en büyük tedarikçi olsa da, sevkiyatlar yüzde 24.9 düşüşle 39,07 bin ton seviyesine indi. Çin ve Polonya da önemli tedarikçiler arasında yer aldı. Ancak Ukrayna’nın özellikle boru ürünlerinde soruşturma başlatma kararı, düşüşe rağmen bu segmentte Türk ihracatçıları için yeni riskler doğuruyor.

Ukrayna yerli üreticisine tam destek veriyor

Ukrayna çelik sektörü, savaş nedeniyle yüksek enerji maliyetleri, lojistik sorunlar ve artırılmış güvenlik giderleri ile üretim yapıyor. Buna karşılık ithal ürünler, daha düşük maliyetlerle iç piyasaya girerek yerli üretimi zor durumda bırakıyor. Kiev yönetimi, ithalatın kontrol altına alınmaması halinde kapasite kullanımının düşeceğini, finansal dengenin bozulacağını ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde yerli sanayinin devre dışı kalacağını düşünüyor.

Türk üretici için ne anlama geliyor?

Ukrayna, Türkiye için sadece bir ihracat pazarı değil; savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde stratejik bir talep merkezi olarak görülüyor. Ancak anti-damping soruşturmalarının artması, fiyat rekabeti üzerinden büyüyen Türk ihracatının hukuki ve ticari engellerle karşılaşabileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, Türk çelik üreticilerinin Ukrayna pazarında ürün bazlı risk analizini artırması, soruşturma süreçlerini yakından takip etmesi ve fiyatlama stratejilerini buna göre yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Ukrayna Türkiye'den ithal edilen çelik borular için ne gibi önlem alıyor?
Ukrayna, Türkiye'den ithal edilen çelik borular için yeni anti-damping soruşturması başlatıyor; bu karar Türk ihracatçılar için hukuki ve ticari riskler doğuruyor.
Ukrayna'ya 2025'te Türkiye'den kaç ton yassı çelik ihracatı yapıldı?
Türkiye, 2025 yılında 630,01 bin ton yassı haddelenmiş çelik ihracatıyla Ukrayna pazarında açık ara lider konumunda yer aldı; bu yıllık bazda %19,4'lük artışa eşleşliyor.
Çin menşeli çeliğin Malezya üzerinden ithalına dair ne keşfedildi?
Ukrayna, Çin menşeli metal ürünlerinin Malezya üzerinden menşe belgelerinde sahtecilikle sokulduğunu tespit ederek Çin vergilerinin Malezya çıkışlı ürünlere de uygulanacağını açıkladı.
Uzun mamul ithalatında Türkiye'nin payı ne kadar?
2025'te Türkiye, Ukrayna'ya uzun mamul ihracatında %41,9 artışla 154,4 bin ton gerçekleştirerek en büyük paya sahip ülke oldu.
Türk çelik üreticileri Ukrayna pazarında ne yapmalı?
Uzmanlar, Türk üreticilerin ürün bazlı risk analizini artırması, soruşturma süreçlerini yakından takip etmesi ve fiyatlama stratejilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguluyor.