Küresel çelik ticaretinde son yılların ortak kelimesi belirsizlik. Fiyatlar, nakliye maliyetleri, karbon düzenlemeleri, savaşların tedarik zincirine etkisi ve ticaret politikaları, üreticilerin yalnızca satış tarafını değil, satın alma ve stok yönetimini de doğrudan etkiliyor. Atom Metal Dış Ticaret Müdürü Abdülkadir Balcı’nın değerlendirmeleri, bu baskının sahadaki karşılığını net biçimde ortaya koyuyor.
Balcı, Atom Metal’in hammaddeyle galvanizli tel, panel çit ve çelik hasır üreten bir transformasyon şirketi olduğunu belirtiyor. Şirketin Cezayir’de faaliyet gösterdiğini, iç pazarda güçlü bir konuma sahip olduğunu ve son yıllarda ihracata ağırlık verdiğini aktarıyor. Balcı’nın verdiği bilgiye göre şirket, 2013’ten bu yana 13 ülkeye ihracat yaptı ve kapasitesinin yaklaşık yarısını ihracata yönlendiriyor.
Avrupa, Kuzey Amerika ve Afrika’ya uzanan ihracat
Cezayir’in konumu, Atom Metal’in ihracat yönünü belirleyen unsurlardan biri. Balcı, Avrupa’ya yakınlığın önemli bir avantaj olduğunu söylüyor. Portekiz, Fransa, Belçika, Hollanda ve İtalya ihracat yapılan Avrupa ülkeleri arasında sayılıyor. Kuzey Amerika’da Kanada, Afrika’da ise Tunus ve Moritanya öne çıkıyor.
Bu pazar çeşitliliği, şirketin tek bir bölgeye bağlı kalmadan büyümesini sağlasa da, her pazarın kendi regülasyon ve maliyet dinamikleri bulunuyor. Balcı’ya göre özellikle Avrupa tarafında karbon düzenlemelerine ilişkin belirsizlik, müşterilerin karar alma hızını düşüren ana başlıklardan biri.
Karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskısı
Balcı, Avrupa’daki müşterilerin karbon düzenlemeleri kapsamında nasıl bir vergilendirmeyle karşılaşacaklarını net olarak göremediğini belirtiyor. Bu belirsizlik, alıcıların daha temkinli davranmasına yol açıyor ve ihracat pazarını olumsuz etkiliyor. Ona göre sorun yalnızca ek maliyet ihtimali değil; bu maliyetin nasıl hesaplanacağına ilişkin netliğin eksik olması. İkinci büyük baskı ise savaşların ve jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirini bozması. Balcı, nakliye maliyetlerindeki artışın yaklaşık yüzde 10 fiyat artışı yarattığını ifade ediyor. Bu durum, uzun vadeli plan yapmayı zorlaştırıyor. Fiyatların değişme riski nedeniyle stok yapmak kolay değil; ancak üretimi sürdürebilmek için satın alma yapmak da gerekiyor. Balcı’nın ifadesiyle dış ticaret tarafında hem satın alma hem satış masasında bulunmak, bu belirsizliği daha da görünür kılıyor. Nakliye şirketleri, tedarikçiler ve müşteriler arasındaki dengeyi aynı anda yönetmek gerekiyor.
“Her gün yeni bir şeyle uyanıyoruz”
Küresel çelik piyasasında talep, maliyet ve ticaret politikaları sürekli değişirken, Balcı uzun vadeli planlamanın geriye düştüğünü söylüyor. “Her gün yeni bir şeyle uyanıyoruz” ifadesi, sektörün karşı karşıya olduğu öngörülemezliği özetliyor.
Risk tarafında ilk başlık yine belirsizlik. Ancak Balcı tamamen karamsar değil. Savaş ortamının azalması ve jeopolitik gerilimlerin yumuşaması halinde, yeniden yapılanma ve yatırım ihtiyacının demir-çelik talebini artırabileceğini düşünüyor. Bu değerlendirmeyi bir beklenti olarak aktarıyor; özellikle savaşlardan etkilenen bölgelerde yatırımların canlanmasının çelik sektörü için fırsat yaratabileceğini savunuyor.

Cezayir: Kapalı ekonomi, yüksek fiyat, düşük enerji maliyeti
Balcı’nın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri Cezayir pazarı üzerine. Cezayir’i kendine özgü, daha kapalı bir ekonomik yapıya sahip bir pazar olarak tanımlıyor. Dövizin dışarı transferi ve ithalat üzerindeki regülasyonlar, piyasanın işleyişini Türkiye’den farklılaştırıyor.
Bu kapalı yapı, iç piyasada farklı bir fiyat dengesi oluşturuyor. Balcı’ya göre ithalat regülasyonları nedeniyle Cezayir’de fiyatlar uluslararası fiyatlara göre daha yüksek seyrediyor. Ancak iç pazarda dönen talep ve tedarik mekanizması, bu seviyeleri kendi içinde yönetilebilir kılıyor.
Cezayir’in yatırım açısından cazip tarafları da var. Balcı, Afrika’ya açılan kapı olmasını, Avrupa’yla ticaretteki rahatlığı, iç piyasa talebini, yüksek kar marjlarını ve düşük enerji maliyetlerini önemli avantajlar olarak sıralıyor.
Doğal gaz kaynaklı düşük enerji maliyeti, özellikle enerji yoğun üretim yapan sektörler için dikkat çekici bir unsur.
Bürokrasi yatırım kararının kritik riski
Cezayir’de yatırımın yalnızca avantajlardan ibaret olmadığını da vurgulayan Balcı, siyasi belirsizlik ve bürokrasiyi ana riskler arasında görüyor. Türkiye’de kısa sürede çözülebilecek bazı işlerin Cezayir’de aylarca, hatta yıllarca sürebildiğini belirtiyor. Bazı şirketlerin yalnızca elektrik bağlantısı gibi temel konularda uzun süre beklemek zorunda kalabildiğini aktarıyor.
Bu nedenle Cezayir, Balcı’nın çerçevesinde yüksek potansiyelli ama dikkatli değerlendirilmesi gereken bir pazar. İç talep, fiyat yapısı ve enerji maliyetleri yatırım için güçlü gerekçeler yaratırken; bürokrasi, siyasi belirsizlik ve operasyonel gecikmeler karar sürecinin merkezinde yer alıyor.
Yüz yüze temas hâlâ değerli
Balcı, katıldığı konferansı özellikle networking açısından faydalı bulduğunu söylüyor. Gün içinde telefonda görüştüğü birçok kişiyle yüz yüze temas kurma fırsatı yakaladığını belirtiyor. Bu yorum, çelik ticaretinde dijital iletişimin önemine rağmen yüz yüze temasın hâlâ güçlü bir iş geliştirme aracı olduğunu gösteriyor.
Balcı’nın anlattığı tablo, çelik sektöründe fırsatların ve risklerin aynı anda büyüdüğü bir döneme işaret ediyor. Karbon regülasyonları, nakliye maliyetleri ve tedarik zinciri baskısı kısa vadeli planlamayı zorlaştırırken; Cezayir gibi pazarlarda iç talep, enerji avantajı ve bölgesel erişim yeni büyüme alanları yaratabiliyor. Bu denklemde başarı, yalnızca üretim kapasitesine değil, belirsizliği yönetme becerisine de bağlı hale geliyor.

