Fatih Keseroğlu: Yeşil çelik söylem değil, veriye dayalı bir dönüşüm
EFRS'2026 Yürütme Kurulu Başkanı ve Ekinciler Grup Genel Müdürü Fatih Keseroğlu, demir-çelik sektörünün geleceğini şekillendirecek sempozyumun vizyonunu anlattı.

Ekinciler Grup İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Fatih Keseroğlu, demir-çelik sektörünün yeşil dönüşümünde dijitalleşmenin belirleyici rol oynayacağını açıkladı. EFRS 2026 Uluslararası Demir-Çelik Sempozyumu'nun Yürütme Kurulu Başkanlığını da üstlenen Keseroğlu, "Yeşil çelik bir söylem değil; ölçülebilir, doğrulanabilir ve veriye dayalı uzun vadeli bir dönüşüm sürecidir" dedi.
Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen sempozyum, 11-12 Haziran 2026 tarihlerinde İzmir Tepekule Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. "Daha Yeşil Bir Dünya için Dijital Çelik" temasıyla düzenlenecek etkinlik, sektör yöneticilerini, üreticileri, mühendisleri ve akademisyenleri bir araya getirecek.
Keseroğlu, demir-çelik sektörünün sanayi üretiminin temel yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatarak, yüksek enerji yoğunluğu ve karbon salımı nedeniyle iklim politikalarının merkezinde yer aldığına dikkat çekti. Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve artan ESG gereklilikleri, sektörde köklü bir dönüşümü zorunlu kılıyor.
Yeşil çelik kavramının yalnızca düşük karbon salımıyla sınırlı tutulamayacağını vurgulayan Keseroğlu, bu yaklaşımın üretimin tüm süreç döngüsünü kapsadığını belirtti. Enerji verimliliği, hammadde ve doğal kaynakların etkin kullanımı, emisyonların yönetilmesi ile döngüsel ekonomi prensiplerinin entegrasyonu dönüşümün temelini oluşturuyor. Büyük veri, yapay zekâ ve robotik teknolojiler ise bu sürecin vazgeçilmez bileşenleri arasında yer alıyor.
Sempozyumda Avrupa Yeşil Mutabakatı, kaynak tedarik sorunları, entegre tesislerin dönüşümü ve yüksek kaliteli hammadde ihtiyacı gibi başlıklar masaya yatırılacak. Enerji krizi ile yatırımlar üzerindeki etkileri de gündemin ana maddelerini oluşturacak.
Keseroğlu, yeşil çelik iddiasının ancak ölçülebilirlik ve doğrulanabilirlikle anlam kazanacağını söyledi. Ürün bazında karbon ayak izini hesaplayamayan, emisyon verilerini güvenilir şekilde izleyemeyen ya da bağımsız doğrulama süreçlerinden geçiremeyen yapıların bu kavramı kullanamayacağını ifade etti.






