Skip to main content
Demir Çelik

EUROMETAL: “Acil Önlem Alınmazsa AB Endüstriyel Çölleşmeyle Karşı Karşıya

EUROMETAL tarafından 26 Şubat’ta Milano’da düzenlenen etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “AB endüstriyel çölleşme riskini mi alıyor?” başlıklı yuvarlak masa toplantısında, Avrupalı politika yapıcılara acil eylem çağrısı yapıldı. Panelistler, birincil çeliğe yönelik mevcut koruma önlemlerinin yetersiz kaldığını vurgulayarak, korumaların nihai üreticiler ve çelik türevlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini savundu.

3 dk okuma
EUROMETAL: “Acil Önlem Alınmazsa AB Endüstriyel Çölleşmeyle Karşı Karşıya

Katılımcılar, maliyet odaklı tartışmaların ötesine geçilerek talebi canlandıracak stratejilere odaklanılması gerektiğini ifade etti. Orta ve Güney Avrupa’da fabrika kapanmalarının arttığına ve yerli üretimden ithalat-montaj modeline geçişin hızlandığına dikkat çekilerek, değer zincirlerinin yer değiştirmesi halinde geri dönüşün son derece zor olduğu belirtildi.

CBAM ve Koruma Önlemleri Tartışma Konusu

Başlangıçta karbon kaçağını önlemeye yönelik çevresel bir araç olarak tasarlanan Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), çelik sektöründe giderek daha karmaşık bir ticaret savunma aracı olarak değerlendiriliyor. Konuşmacılar, ithalata karbon fiyatı getirerek rekabet koşullarını eşitlemeyi hedefleyen mekanizmanın, ağır idari yükü ve ürün kapsamındaki eşitsizlik nedeniyle ticaret akışlarını istikrara kavuşturmaktan çok bozma riski taşıdığını dile getirdi.

Panelde ayrıca AB’nin yeni koruma rejiminin (kotaların daraltılması) ve CBAM’ın (çelik ithalatına ek maliyet getirmesi) birlikte değerlendirildiğinde, Avrupa dışından çelik türevlerinin ithalatını dolaylı olarak teşvik edebileceği uyarısı yapıldı.

“Her Gün Pazar Payı Kaybediyoruz”

Elektromekanik Sinerji Ağı temsilcisi Franco Felisa, Avrupa’daki elektromekanik şirketlerin ciddi rekabet baskısı altında olduğunu belirterek, “Her gün pazarımızın önemli bir bölümünü kaybediyoruz” dedi. Sorunun kalite değil, girdi maliyetlerindeki büyük fark olduğuna dikkat çeken Felisa, Çin menşeli hammaddelerin Avrupa’daki muadillerine kıyasla en az %50 daha ucuz olduğunu ve bunun devlet destekli ithalat karşısında AB şirketlerini zor durumda bıraktığını ifade etti.

Polonya Çelik Dağıtıcıları Birliği Başkanı Piotr Sikorski ise sanayisizleşme eğiliminin Polonya’da ve Avrupa genelinde halihazırda gözle görülür hale geldiğini belirterek, “Neredeyse her hafta bir müşterimin iflas ettiğini bildiren bir telefon alıyorum” dedi. Sikorski, küçük ve parçalı alt kademe şirketlerin politika tartışmalarında yeterince temsil edilmediğini ve bunun ciddi bir kör nokta yarattığını söyledi.

“Sorun Sadece Maliyet Değil, Talep”

Türkiye’de yassı çelik kullanıcıları, tüccarları ve üreticilerini temsil eden YISAD Başkanı Tayfun İşeri, krizin yalnızca maliyet kaynaklı olduğu görüşüne karşı çıktı. “Talep sorunumuz var. Bu sadece maliyet sorunu değil” diyen İşeri, politika yapıcıların talebi canlandıracak adımlara öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.

Assofermet Acciai Başkanı Tommaso Sandrini ise çelik türevlerine yönelik çözümlerde yaşanan gecikmelerin geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu. “Zamanımız yok. İki yıl içinde alt kademe üretimin önemli bir kısmı geri dönmemek üzere kaybedilebilir” diyen Sandrini, üretimin Avrupa dışına kaymasının yalnızca fabrika kapanmalarına değil, şirketlerin iş modellerinin üretimden ithalat ve montaja kaymasına da neden olabileceğini belirtti.

HRC Fiyatları Değişmedi

S&P Global Energy bünyesindeki Platts değerlendirmesine göre, 26 Şubat itibarıyla Kuzey Avrupa Ruhr bölgesinde sıcak haddelenmiş rulo (HRC) fabrika çıkış fiyatı 670 €/ton, Güney Avrupa’da İtalya’da ise 665 €/ton seviyesinde ölçüldü; her iki fiyat da bir önceki güne göre değişmedi.

İthal HRC fiyatları ise Kuzey Avrupa’da Antwerp CIF 515 €/ton, Güney Avrupa’da CIF 505 €/ton olarak değerlendirildi ve günlük bazda sabit kaldı.

Panelde öne çıkan ortak mesaj ise netti: Talep odaklı sanayi politikaları ve çelik türevlerini de kapsayan dengeli koruma önlemleri hayata geçirilmezse, Avrupa sanayisi kalıcı bir “endüstriyel çölleşme” riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Erişilebilirlik