Skip to main content
Demir Çelik

Yasin Kanbur: 2026'da çelik fiyatlarını talep değil, maliyet belirleyecek

Hangzhou CIEC Group Orta Doğu Bölge Genel Müdürü Yasin Kanbur, Demir Çelik Store'a verdiği özel röportajda 2026 yılına ilişkin piyasa öngörülerini paylaştı. Kanbur, Türkiye'nin EAF ağırlıklı üretim yapısının CBAM sürecinde avantaj yarattığını vurguladı.

Yasin Kanbur: 2026'da çelik fiyatlarını talep değil, maliyet belirleyecek
Paylaş
Yazı Boyutu

Hangzhou CIEC Group Orta Doğu Bölge Genel Müdürü Yasin Kanbur, Demir Çelik Store'a verdiği özel röportajda 2025 yılını değerlendirirken 2026'ya dair beklentilerini aktardı. Kanbur, küresel çelik piyasasının spekülatif hareketlerden uzaklaşarak maliyet odaklı bir yapıya evrildiğini belirtti.

Kanbur, 2025 yılını "pandemi sonrası bozulan arz-talep dengesinin kademeli olarak yeniden tesis edilmeye çalışıldığı bir dönem" olarak tanımladı. IMF ve Dünya Çelik Birliği verilerine göre küresel ekonomik büyüme yüzde 2,6-2,9 bandında sınırlı kalırken, görünür çelik talebindeki artış yüzde 1'in altında gerçekleşti. Çin ve Avrupa'daki gayrimenkul durgunluğu talep tarafında belirleyici olmaya devam etti.

2026'da dar bant beklentisi

2026 yılına ilişkin öngörülerini paylaşan Kanbur, sert bir toparlanma yerine kontrollü ve seçici bir normalleşme beklediklerini ifade etti. Altyapı yatırımları, enerji dönüşümü projeleri, savunma ve sanayi harcamalarının küresel talebi destekleyen ana başlıklar olarak öne çıktığını vurgulayan Kanbur, "Küresel büyümenin yüzde 2,8-3,2 bandına yükselmesini, çelik talebinin ise yüzde 1,0-1,5 aralığında daha sağlıklı bir artış göstermesini bekliyoruz" dedi.

Fiyatlar konusunda ise Kanbur, 2026'da belirleyici unsurun talep artışından çok enerji maliyetleri, hurda ve yarı mamul fiyatları, karbon maliyetleri ile lojistik giderler olacağını değerlendirdi. Bu nedenle fiyatların dar bantta, öngörülebilir ve maliyet bazlı bir seyir izlemesinin muhtemel olduğunu kaydetti.

CBAM'da Türkiye avantajı

AB'nin ürün bazlı kota uygulamalarında daha seçici ve sınırlayıcı bir yaklaşım benimsemesine değinen Kanbur, bu durumun Türk çelik sektöründe ihracatın hacimden çok kalite, süreklilik ve uyum kriterleriyle değerlendirilmesine yol açtığını söyledi. Kısa vadede bazı ürün gruplarında ihracat hacimlerinin baskılanabileceğini, ancak orta vadede daha disiplinli ve sürdürülebilir bir rekabet ortamı oluşacağını belirtti.

Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) 2026 itibarıyla Türk çelik ihracatçılarının rekabet gücünü doğrudan etkileyecek en belirleyici yapısal başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Kanbur, Türkiye'nin elektrik ark ocağı (EAF) ağırlıklı üretim yapısının karbon yoğunluğu yüksek üretim modellerine kıyasla doğal bir avantaj sunduğunu aktardı. Ancak bu avantajın korunmasının MRV süreçlerinin etkinliği, emisyon verilerinin doğrulanabilirliği ve enerji verimliliği yatırımlarının hızına bağlı olduğunun altını çizdi.

Hurda stratejik hammadde konumuna yükseldi

2026'ya yönelik riskleri değerlendiren Kanbur, enerji fiyatlarındaki oynaklık, küresel hurda piyasasında artan rekabet, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yüksek finansman maliyetlerini sıraladı. Hurdanın stratejik hammadde olarak konumlanması ve EAF yatırımlarının küresel ölçekte artmasının hurda arz-talep dengesini daha hassas hale getirdiğini, bunun da maliyet yönetimini zorlaştıran dönemsel dalgalanmalara yol açtığını anlattı.

Fırsatlar tarafında ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da hız kazanan altyapı ve sanayi yatırımlarına dikkat çeken Kanbur, Türkiye'nin lojistik avantajı, esnek üretim kapasitesi ve hızlı teslimat kabiliyetinin bu pazarlarda rekabet üstünlüğü sağladığını belirtti. Düşük karbonlu üretim profilinin de küresel çelik ticaretinde giderek artan sürdürülebilirlik kriterleriyle uyumlu bir avantaj yarattığını ekledi.

İç pazarda yüzde 3-5 büyüme potansiyeli

Türkiye iç pazarını da değerlendiren Kanbur, 2025 yılında çelik talebinin kentsel dönüşüm projeleri ve deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri sayesinde belirli bir taban destek bulduğunu ifade etti. Yüksek faiz ortamı, kredi koşullarındaki sıkılaşma ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli yaklaşımın ise talep artışını sınırladığını kaydetti.

2026 yılında ekonomik büyümenin yüzde 3,5-4,0 bandına yaklaşmasıyla birlikte iç pazarda görünür çelik tüketiminin yüzde 3-5 aralığında artış potansiyeli taşıdığını belirten Kanbur, küresel ölçekte arz-talep dengesini ve fiyatları belirleyecek temel unsurları enerji maliyetleri, hurda ve yarı mamul arzı, Çin'in üretim ve ihracat politikaları, karbon regülasyonları ve jeopolitik gelişmeler olarak sıraladı.

Paylaş

Erişilebilirlik